Bu yazı yaşamda neleri seçebilip neleri seçemediğimiz üzerine bir düşünce egzersizi. Belirli bir hedefi yok fikir yaratmak ya da uygulatmak gibi yalnızca bir kategorilendirme çabası. En sonunda varacağım nokta subjektif olan ve benim "iyi" anlayışıma hitap edecek olan kısıtlı bir kader ve kısmet (ikisinin toplamı şans) anlayışı, fakat yine de olabildiğince makul bir ayrım yapma niyetindeyim. İlk olarak yaşamda seçemediğimiz durumları tanımlarken ikinci mertebede de seçebildiklerimizin de aslında hiç sınırlı olmadığı üzerine laflayacağım.
1) Seçemediğimiz durumların başında doğduğumuz yer (şehir ya da kasaba, ülke, okyanusun ortasındaki bir gemi, ıssız bir ada, yol kenarı) ve içine doğduğumuz zaman (MÖ, MS ya da bunlardan hiçbiri) geliyor. Bunların alt kategorilendirilmesi içine doğduğumuz koşullarla ilgili ki bunlar; içine doğduğumuz aile, o ortamda konuşulan dil, etraftaki gelenekler ve bunlara bağlı olarak yetiştirilme tarzımızı oluşturabilir. Zenginlik ve fakirlik de seçilmez tabii ki, fakat sıfatlar bir karşılaştırma ürünü olduğu için içinde bulunulan koşullar bunları da kapsayıcı olarak anlaşılmalı. Gördüğümüz üzere bu seçemediğimiz ilk durumlar kalıtsal ve içine doğulan koşullarla ilgili; demek oluyor ki bunları "başlangıç durumu" başlığında toparlayabiliriz.
İkinci seçemediğimiz devinimsel (başlangıç noktası olmaktan çok devam eden) koşullara (buna da "çevre durumu" denebilir) gelince bunlar çevremiz ile ilgili ki bunu da iki türlü görmek mümkün. İlki Dünya'nın şekli ve hareketleri ile ilgili; bu kadar geniş almamın sebebi havanın durumunu, mevsimleri, kıtaların durumunu, denizleri, bitkilerin ve hayvanların oluşumunu ve volkanik hareketleri dahi kapsama arzusu. Sonsuza dek uzayıp gidecek olan varoluş amacı bilinemeyecek bu listeyi insan dışı olan bütün canlıların bireyler etrafındaki durumları olarak ayıralım. İkinci kısım ise diğer insanların nasıl davrandığı ki bu bizi seçebildiklerimize getiriyor. Çünkü görülecek ki bizim seçebildiklerimiz diğerlerinin seçebildikleriyle (her ne kadar farklı koşullarda olsunlar bu çok önemli çünkü koşulları kesinlikle ama kesinlikle ayırmalıyız) sınırlanacak. Bu demek değil ki "Onun seçimlerinin başladığı yerde benimki biter." Bu daha çok şununla ilgili, bir bireyin uzayda kapladığı tek bir yer var ve o bir başkası tarafından doldurulamaz. Yani ben bir koşulda belirli bir şekilde davranmak isteyip yaptığımda onu sadece ben yapıyorumdur. Yani seçim ve aksiyon yalnızca kendisine özgü bir mekana zamana ve şekile göre yapılabilir ve onun o koşullar altında yine ona özgü bir sonucu olur. Şimdi kendi seçebildiklerimize gelince bu seçimlerin nasıl yalnız tek bir kişi tarafından ona özgü bir şekilde yapılacağı anlaşılacaktır.
2) Üzerinde kontrol sahibi olduğumuz durumlara gelince. Bilindiği üzere bir vücutla sınırlıyız, fakat bu kesinlikle o kadar sınırlı olarak algılanmamalı. Uzun uzadıya bu vücudun nasıl kullanılacağını anlatacak değilim, fakat hangi koşullarda ne şekilde kullanıldığı da fark edilmeli, çünkü bu büyük bir güç demek çevre ve koşullar üzerinde. İstediğimiz yere bakmayı seçtiğimiz anda bakabileceğimiz ve dikkatimizi çeken konuları yaratabileceğimiz durumları yaratmamız bunlardan sadece inanılmaz küçük bir kısmı. Konuşmak davranışların çokluğunun ayrı sonsuzlaştırıcısı, aynen hareket etmek gibi. Bunları fiziksel komutlar olarak ayırabiliriz. Bir de düşünsel komutlar var ki bunlar hem ilkiyle beraber çalışıyor hem de kendilerine özgü yapıları olduğu söyleniyor. t=1 den t=2 ye nasıl düşüneceğimizi seçmemiz de zamansal olarak düşündüğümüzde düşünsel dünyaya kendine özgü bir boyut katıyor. Elbette bu inanılmaz soyut bir zaman içerisinde düşünülmüş olmalık katıyor ki bir düşünceye bunları bilebilmek ve kaydedebilmek zaten imkansız. Seçebildiğimiz üçüncü kategorik olarak ayırabileceğimiz durum ise diğerleriyle olan etkileşim; cansız maddeler, canlılar ve son olarak aynen bizim gibi bu seçme durumuna sahip varlıklarla olan etkileşimimiz. İnsanların birbirleriyle olan ya da diğer canlılarla olan ilişkileri son derece derin bu karmaşık seçim yapma yapısından ve zamanın geçmesinden dolayı, işte bu yüzden bu konuyu şu anda olabildiğince kenarda bırakıyorum. Fakat yine de bu koşulların da insanlar tarafından yaratılabileceği bir duruma gidecek ki bu işin en çok korktuğum kısmı, seçme durumunun döngüsel olabilme ihtimali. Bu bir paradoksa dönüşme ihtimali olan bir soru olarak burada kalsın.
Son olarak aklıma gelen bir tanımdan bahsedeyim; üzerinde kontrol sahibi olamadığımız durumların kontrol sahibi olduklarımızla yoğun ilişkisi: Şans. İyi ve kötü şans kontrol sahibi olamadıklarımızın anlık durumumuzu destekleyici ya da sekteye uğratıcı olması ile ilgili; örnek rüzgarın gittiğimiz yönün arkasından esmesi. İşte tam bu noktada belirtmeli ki, rüzgar arkadan esmediği zaman "kader" denebiliyor. Sonuçsal olarak bu aslında kötü şansın farklı bir adı olarak karşımıza çıkabiliyor. Fakat kötü şans olmadığındaki koşullara da denebiliyor bu. Demek ki iyi şans kısmet ve kötü şans kader gibi bir sonuç çıkabiliyor buradan. Fakat yine de şu hep akılda tutulmalı ki insanın kendi seçebildiği durumlar da sonsuzluk yaratabilecek potansiyelde ve bu başkalarının kaderini veya kısmetini belirlemeye dek gidebilir. Bu tanımlar tabii ki kısa kaldı fakat üzerinde düşünmeye bir kapı aralanmış oldu. Vardığım tek sonuç bu başlıktaki dört konseptin hep beraber varolabileceği üzerine. Bunun nedeni yukarıdaki seçim kategorilerinden ve kader kısmet algısının şansın bir ürünü olması durumu tabii diğer seçemediklerimizin de. Bunlar üzerinde daha çok yazılırcasına derin meseleler gibi duruyor. Bu konuya dönmek niyetindeyim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder